Tarihi 16 Mayıs 2026, 12:04
Türkoğlu, bulunduğu coğrafi konum itibariyle tarihin en önemli ticaret, göç ve ordu yollarının geçtiği bir kavşakta bulunmaktadır. Kızıldeniz’den Anadolu’ya uzanan geniş çöküntü sahasının, Amik çukurunun kuzey noktasında bulunan Türkoğlu, Maraş Ovası ve Gavur Gölü sahasının bileşimi durumunda olan arazi üzerinde kurulmuştur. İlçe sınırlarının doğu ve güney doğu hattında bulunan geniş verimli araziler geçmişte olduğu gibi günümüzde de yoğun tarım faaliyetlerinin yapıldığı sahadır. İlçe topraklarının batı kısmında ise Amanos Dağ silsilesinin kuzey kısmını oluşturmaktadır.
Tarih öncesi çağlardan günümüze insanların yaşam alanı olan Türkoğlu ve çevresinde çok sayıda höyük bulunmaktadır. İlçenin doğusundaki Kelibişler Köyü içerisinde bulunan Domuztepe Höyüğü’nde yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan tarihi kalıntılar, bölgede M.Ö 7000’li yıllardan itibaren insanların yaşadığını ortaya koymaktadır.
Tarih öncesi çağlardan günümüze 9 bin yıllık geçmişe sahip olan Türkoğlu’nda, yüzey araştırmalar tamamlanmış olmakla birlikte arkeolojik kazı çalışmaları bekleyen onlarca höyük bulunmaktadır.
Tarih ticaret ve göç yolları üzerinde bulunan Türkoğlu, tarih boyunca Hititler, Asurlar, İskender İmparatorluğu, Persler, Romalılar gibi devrin güçlü otoritelerinin kontrolüne girmiştir. İslamiyet’in doğuşunun ardından kuzeye doğru yayılmasıyla birlikte Türkoğlu ve çevresi Doğu Roma (Bizans) ile İslam Devleti arasında mücadele alanı olmuştur. Hz. Ömer döneminden itibaren Anadolu’nun güney kapısı durumunda olan Maraş, Antep ve Urfa bölgesine Müslümanlar tarafından akınlar düzenlenmiştir. Abbasiler döneminde Halife Harun Reşid tarafından Türkoğlu ve çevresi İslam Devleti’nin kontrolüne girmiştir. Bizans’ın güney sınırında bir tampon bölge oluşturmak isteyen Abbasiler, Urfa, Antep, Maraş ve Tarsus hattını içine alacak şekilde oluşturdukları ve AVASIM adı verdikleri bölgeye savaşçı Türk ailelerini yerleştirdiler. Avasım bölgesinin tam ortasında kalan Türkoğlu ve çevresine de böylelikle savaşçı Müslüman Türk aileleri ilk kez yerleştirilmiş oldu.
Selçukluların Ön Asya’ya gelişleriyle birlikte bölgeye çok sayıda Türkmen boyu yerleşti. Suriye’nin kuzeyinden hareketle Türkoğlu üzerinden Anadolu’ya giriş yapan Türkler, bölgedeki Bizans’a bağlı Ermeni Krallığı’na karşı büyük mücadeleler vererek bölgenin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağladılar.
Oğuzların Bozok Kolu’na bağlı Türkmen boylarından olan Kınık, Beydilli, Danişmentli, Nedirli, İmalu, Akçakoyunlu, Kılıçlı, Ceritli, Avşarlı, Orçanlu ve Tecirli aşiretleri Maraş genelinde ve özellikle Türkoğlu bölgesine yerleştiler. Onlarca Türkmen boyunun birleşiminden teşekkül etmiş olan Dulkadiroğulları Beyliği ise iki asra yakın bölgede egemen oldu. Dulkadiroğlu- Memlük, Dulkadiroğlu –Safevi ve Dulkadiroğlu – Osmanlı mücadele sahası içerisinde kalan Türkoğlu ve çevresi 1515 Turnadağı Savaşı sonrasında Osmanlı hakimiyetine girdi.
Osmanlı Devleti döneminde Maraş Sancağı sınırları içerisinde kalan Türkoğlu ve çevresinde bölgede yaşayan Türkmen boylarının adlarını taşıyan çok sayıda köy kuruldu. Osmanlı Devleti’nin son döneminde düzenli asker ve vergi toplamak amacıyla bölgede yaşayan konar-göçer Türkmen aşiretlerinin yerleşik hayata geçirilmesi planı çerçevesinde Fırkay-ı İslahiye harekatı başlatıldı. Fırka-ı İslahiye Harekatı çevresinde Maraş, Osmaniye, Adana ve Hatay bölgelerindeki konar-göçer Türkmen aşiretler yerleşik hayata geçirildi (1861-1866). Bu durumdan doğrudan etkilenen Türkoğlu ve çevresinde de çok sayıda yeni köyler oluşturuldu. Maraş- Hatay yol güzergâhı üzerinde kurulan köylerden biri de İloğlu ( Eloğlu) Köyüydü. 1864 tarihli Osmanlı arşiv vesikasında ilk kez adına rastladığımız İloğlu Köyü ilk kayıtlarda 400 hane iken zamanla büyüdü. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde bugünkü ilçe sınırları içerisindeki Şekeroba, Camustil, Kurupınar, Karahayıt ve Kemer nahiyeleri kurulmuş olsa da yol güzergahı üzerinde olan ve verimli arazilere sahip olan İloğlu Köyü gelişerek 1940 yılında bölgenin merkezi haline geldi ve İloğlu/Eloğlu Nahiyesi kuruldu.
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda yenik ayrılması ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamasından bir süre sonra, 22 Şubat 1919’da Maraş ve çevresi İngilizler tarafından işgal edildi. Bölgede azınlık halde yaşayan Ermeniler, Maraş merkezli Kilikya Ermeni Krallığı’nı kurma çalışmalarına başladılar. Maraş’ın güneyden giriş kapısı konumunda olan Türkoğlu çevresindeki köylerde eşkıyalık hareketlerinde bulunan Ermeniler çok sayıda Türk’ü katlettiler. 15 Eylül 1919’da imzalanan Suriye İtilafnamesi ile İngilizler bölgeyi Fransızlara bıraktı. 29 Ekim 1919’da şehre giriş yapan Fransızlar, bölgedeki Türk nüfusunu kırmak ve kendilerine bağlı bir Ermeni devleti kurmak için bölgede Ermeni mezalimine fırsat verdi. Maraş ve çevresini kontrol altında tutabilmek için şehrin giriş yolları üzerinde bulunan Türkoğlu ve Pazarcık hattının baskı altına almaya karar veren Fransızlar, Türkoğlu ve köylerinde katliamlar yaptılar.
29 Ekim 1919 ile 12 Şubat 1920 tarihleri arasında Maraş’ı işgalleri altında bulunduran Fransızlar, İskenderun Körfezi ve Adana üzerinden Maraş’a asker, silah ve cephane getirmek için Türkoğlu güzergahını kullanmak istediler. Bu çerçevede Türkoğlu, Kılılı, Şekeroba, Ceceli, Sarılar-Karalar (Beyoğlu) köylerinde 7 -15 Aralık 1919 tarihleri arasında çok büyük katliamlar gerçekleştirdiler. Köyleri yakıtılar, masum insanları katlettiler.
22 gün 22 gece süren Maraş içindeki İstiklal Mücadelesi sırasında Türkoğlu ve çevresindeki köylerden oluşturulan Türk çeteleri, Beyoğlu Bababurun Kalesi, Şekeroba, Ceceli, Türkoğlu ve Kılılı Danışman Tepe bölgelerinde Bertiz Çeteleriyle birleşerek Fransızlara karşı mücadele ettiler. 12 Şubat 1920’de şehri terk eden Fransızlar, işgal bölgesinden çekilişleri sırasında kullandıkları Türkoğlu hattındaki köyleri yakmaktan, karşılaştıkları masum sivilleri şehit etmekten ve bölge halkının geçim kaynağı olan hayvanlarını öldürmekten geri durmadılar. Türkoğlu ve çevre köylerden oluşturulan Kuvay-ı Milliye birlikleri 12 Şubat 1920’de Türkoğlu’nu düşman işgalinden kurtardılar.
1960 yılında dönemin başbakanı Adnan Menderes, Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü etkinlikleri katılmak için tren yoluyla Eloğlu Nahiyesi’ne geldi. Eloğlu’nda halkın tezahüratlarıyla karşılanan Başbakan Adnan Menderes, Eloğlu’nun gelişime açık bir yer olduğunu dile getirdikten sonra Eloğlu’nun ilçe yapılması gerektiğini dile getirdi. 12 Şubat Maraş’ın Kurtuluş etkinlikleri sonrasında Ankara’ya dönen Başbakan Adnan Menderes’in özel gayretleri neticesinde Eloğlu Nahiyesi, isim değişikliği yapılarak 20 Nisan 1960’ta Türkoğlu İlçesi oldu.
6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri sırasında deprem üssünün Türkoğlu’na çok yakın olmasının yanında kırılan fay hattının ilçenin merkezinden ve nüfus yoğunluğu fazla olan Kılılı, Şekeroba ve Beyoğlu mahallerinden geçmesi çok büyük yıkımlara neden oldu. Asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminde ciddi anlamda can ve mal kayıplarının yaşandığı Türkoğlu İlçesi, devlet ve vatandaş işbirliğiyle yeniden kuruluyor.
